Lesvos Kültürü

 

Tarihi Eserler – Müzeler

 

Lesvos’ un tarihi M.Ö. 2000 yılının başlarına kadar uzanır. Mabet, hamam, konak, kilise, kale yıkıntıları, adanın karakterine, tarihe yüzyıllarca devam etmiş tanıklıklarını ve artık kaybolmuş uygarlıkları kazımıştır. Sappho ve Alkaios’un şiirleri, Arion’un liri ve Theofrastou’nun sözleri,  Elitis’in şiirleri ve Theofilos’un resimleri ile birleşmektedir. Midilli bölgesinde, Arkeoloji Müzeleri ( eski ve yeni ) ziyaret edilebilir. Geçen yüzyılın başlarına ait neoklasik bir konak olan eski müzede  Prehistorik dönemden Roma dönemine kadar olan heykelcikler, seramik parçalar ve takılar sergilenmektedir. Kioski bölgesindeki yeni müzede ise değişik konaklardan alınmış mozaik zemin ve duvar resimleri, eşyalar ve heykellerin sergilendiği “Helenistik  Dönemden Roma Dönemine Lesvos” isimli bir sergi yer almaktadır. Midilli yakınlarında, Varia’da sanatkar editör Stratis Eleftheriadis-Teriade’nin doğduğu bir zeytinlik içinde Teriade Modern Sanatlar Müzesi bulunmaktadır. Teriade 20.yy’ın zirvedeki sanatçılarının eserlerini sanat kitaplarında yayınlayan ilk şahsiyettir. Bu yayınlar orjinalleri ile birlikte bu müzede korunmaktadır. Bu çok önemli koleksiyonda Chagall, Giacometti, Lecorbusier, Leger, Matisse, Miro, Picasso, Tsarouhi ve diğer sanatkarların eserleri bulunmaktadır. Yine aynı bölgede bulunan sade bir binada Theofilos Müzesi yer alır. İlham kaynağını mitoloji, tarih ve doğada bulan Lesvoslu halk ressamı Theofilos Hatzimihail’in eserleri gayri ihtiyarilik, anlatım yeteneneği ve çok renkliliği ile ayırt edilir. Ressam ölümünden sonra büyük ün kazanmıştır.

 

Gelenek ve Halk Sanatı

Lesvos’ta doğa ve insanın harmoni içindeki birlikteliği pek az yerde mevcuttur. Köylerin çoğunda mimari miras hemen hemen  bütünüyle korunmuştur. Temel yapı malzemeleri taş ve ağaçtır. Adanın ustaları taş işleme yetenekleriyle ünlüdürler. Korsanlardan korunmak için alt katları yüksek ve dış kapıları ağır malzemeden yapılmış taş evler (kulecikler) adanın karakteristik mimarisidir. Kulelerin çoğunda ve diğer evlerin üst katlarında, çıkıntı yaratarak hafif ağaç malzemeden yapılan “şahnişin”ler bulunurdu. İç avlular ise çiçek ve renklerle doludur. Ada mimarisinin bir başka ayırt edici özelliği artık birçoğu kültür merkezi veya bazı bölgelerde (Plomari, Gera) sabunhaneye dönüştürülmüş olan yağ fabrikalarıdır. 19. yy. sonu ve 20. yy. başlarında yaşanan parlak dönemin göstergesi olan okul ve kilise binaları da mimari açıdan dikkate değerdir. Tüm bu geleneksel mimarinin görülebileceği geleneksel bölgelerin arasında Agiasos, Agia Paraskevi, Molivos, Plomari, Vatousa ve Mandamados sayılabilir.

 

Adanın killi toprakları çok güçlü bir çömlekçilik geleniğinin doğmasına yardımcı olmuştur. Mandamados, Agios Stefanos, Agiasos ve Midilli’deki atölyelerde geleneksel metodlar muhafaza edilmektedir. Ahşap oymacılığı geleneği de hâlâ devam etmektedir. Atölyeler adanın birçok bölgesinde, ancak özellikle Agiasos, Asomatos ve Midilli’de yer alır. Lesvos’un seçkin el dokuması ve nakış işleri, halk bilimi müzelerinde görülebilir. Özellikle yazın sık sık kutlanan ve alışılagelmiş şarkı ve danslar dışında at yarışları ve diğer yarışmaların süslediği,  bazen dini bazen kültürel kutlamaların da eklendiği ve  genellikle üç gün süren panayırlarla ada canlanır. Adada en çok ilgi gören şenlikler Miroforos (kutsal yağ taşıyıcıları) Pazarına denk gelen Mandamados’taki Taksiarchis ve 1 Haziran’da Agia Paraskevi’de kutlanan Tavros (boğa) yortularıdır. Her ikisinin de ortak özellikleri Hristiyanlık öncesinden gelen  bir gelenek olan boğa kurban edilmesi ve at yarışlarıdır. Bütün gece boyunca büyük kazanlarda şarkılar eşliğinde pişirilen “keşkek” (buğday ve bol kimyonla pişirilen et) ertesi sabah ziyaretçilere ikram edillir. Tüm ada için diğer bir büyük gün, Petra ve Agiasos’ta ayrı bir görkemle kutlanan 15 Ağustos Meryem Ana günüdür. Bu günde her yaştan insan yürüyerek şehir merkezinden köye kadar gelir ve birçokları geceyi kilisenin dış avlusunda veya çevresinde geçirirler. Karnaval eğlencesi de çok renklidir. Özellikle Mesotopos’taki “çıngıraklılar” ve Agiasos’taki hicivli muziplikler yüzyıllardır devam eden geleneğin izleridir.